KEHF SÛRESİ'NDE BAZI KIRAAT FARKLILIKLARI
بسم الله الرحمن الرحيم
KEHF SÛRESİ 79 VE 80. AYETLERDE BAZI KIRÂAT FARKLILIKLARI ÜZERİNE
Kırâat ilminde sıhhat kriterleri olan; senedinin sahih olması, Arap diline muvafakat ve resm-i mushafa uygun olma şartlarından en az birini taşımayan kıraate şâz kırâat denilmiştir. Ancak ulemâ şâz kırâatlerin hepsini aynı şekilde değerlendirmemiş; isnâdı/senedi en temel ölçüt olarak kabul etmiştir. İsnâdı olmayan kırâatler ise mevzû/uydurma konumunda olacağından pek itibar görmemiştir. İsnâdı sahih olan kırâatler ise her ne kadar tilavet edilemeseler de bir şekilde “yedi harf” ile bağlantısı olacağından Kur’ân’ı anlama ve onlardan fıkhî hükümler çıkarma hususunda yardımcı unsur olarak görülmüştür.
Buradan hareketle âlimler sahih kırâatlerle ilgilendikleri gibi şâz kıraatlerle de ilgilenmiş; bazıları hadis eserlerinde, bir kısmı tefsir; bazısı nahiv, bazıları da müstakil şâz kırâat eserlerinde onları toplamış ve tüm ilim dallarında ihtiyaç duydukça onlarla istişhâd etmişlerdir.
Ayrıca Kur’an’ın aslından olmayıp sahâbe tarafından tefsir maksadıyla âyetlerin arasına yazılan ve bazılarınca Kur’an’dan olduğu zannedilen müdrec kıraatler de şâz tanımı içinde değerlendirilmiştir.
Mesela,
1) Sa‘d b. Ebû Vakkās’ın وَلَهُ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ (en-Nisâ 4/12) "bir erkek veya bir kız kardeşi var(sa)" âyetine من أم, ilâvesi, “anne bir kardeş” mânasını açıkça belirtmek içindir. Zira miras bağlamında burada kastedilen kardeşlik türü anne bir kardeşliktir.
2) İbn Abbas’ın لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْ (el-Bakara 2/198) "Rabbinizin fazlını istemekte size bir günah yoktur." âyetine في مواسم الحج şeklinde ilâve edilen bu ifade, hükmün hac mevsimiyle ilgili olduğunu açıklamak içindir.
3) İbnü’z-Zübeyr’in وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ أُمَّةٌ يَدْعُونَ إِلَى الْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ (Âl-i İmrân 3/104) "Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ... bir topluluk bulunsun." âyetine ويستعينون بالله على ما أصابهم ilavesi de emr-i bi’l-ma‘rûf vazifesinin icrasında Allah’tan yardım isteme gereğini vurgulayan bir açıklamadır. Bu gibi ilavelerin olduğu kıraatler müdrecin belirgin örneklerindendir (Süyûtî, I, 243).
Soruda merak edilen bu kıraat farklılıkları da, İslam alimleri tarafından titizlikle tasnif edilmiş olan şâz kıraatlerin özelliklerine uymaktadır.
Nitekim soruda bahsedilen Kehf Sûresi'ndeki bu ifadeler, yine soruda da belirtildiği gibi On Sahih Kıraat (Mütevatir ve Meşhur) içerisinde yer almaz. Bu tür farklılıklar, genellikle sahabe mushaflarında tefsir amaçlı veya Hazreti Osman Radıyallâhu Anh tarafından mushafların istinsah ettirilmesinden önceki döneme ait rivayetler olarak kaynaklarda zikredilir.
Soruda bahsedilen ayetlere gelmek gerekirse;
1. Kehf Suresi 79. Ayette صالحة "Salihatin" ve صحيحة "Sahîhatin" Ziyâdesi
Âyet, sahih kıraatlerin tamamında وَكَان مَلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا "her gemiyi gasp eden bir kral vardı" şeklinde biter. Ancak tefsir kaynaklarında da geçtiği üzere bazı kıraatlerde geminin neden gasp edildiğini açıklayan bir sıfat ilâvesi vardır.
Cemaatin kıraatinde:
"...وَكَانَ وَرَاءَهُمْ مَلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا"
"...çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı." şeklindedir.
Übey b. Kâ'b, Abdullah b. Mes'ûd, İbn-u Abbâs, Osmân b. Affân ve İbn-u Şenebûz'un kıraatinde:
"... يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ {صَالِحَةٍ} غَصْبًا..."
"... her (sağlam/kusursuz) gemiyi zorla gasp eden..." şeklinde ve
İbn-u Abbâs, Saîd b. Cübeyr, Übey b. Kâ'b ve Abdullah b. Mes'ûd'un kıraatinde;
"... يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ {صَحيحَةٍ} غَصْبًا..."
"... her (sağlam/kusursuz) gemiyi zorla gasp eden ..." şeklindedir.
Âyette "Sâlihatin" ve "Sahîhatin" (sağlam, kusursuz) kelimesi on sahih kıraatte yoktur.
(كُلَّ سَفِينَةٍ صالِحَةٍ)
قراءة شاذة
“Her sağlam (iyi durumdaki) gemi” şeklindeki kırâatte صالحة ziyâdesi gayr-ı mütevâtir olması sebebiyle şâzdır. Bu kelime, Hazreti Hızır'ın gemiyi neden deldiğini açıklamak için kralın sadece sağlam gemileri aldığını belirtmektedir.
Kadim mushaflarda da bu ziyâde yer almamaktadır.
1) Londra-Britanya Ktp. Or. 2165
4) Kahire el-Meşhedü'l Hüseynî
2. Kehf Sûresi 80. Ayette خاف ربك "Hâfe Rabbüke" ve علم ربك "A'lime Rabbüke" Rivayeti
Bu ayetle ilgili bahsedilen خشينا "haşînâ" yerine خاف ربك "Hâfe Rabbüke" ve علم ربك "a'lime rabbüke" ifadeleri de yine tefsirî mahiyette bir ziyâde niteliğindedirler.
Cemaatin kıraatinde:
"فَخَشِينَا أَنْ يُرْهِقَهُمَا طُغْيَانًا وَكُفْرًا"
"(O çocuğun) Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk." şeklindedir.
Übey b. Kâ'b ve Abdullah b. Mes'ûd'un Kıraatinde:
فخاف ربك
Hazreti Übey b. Ka‘b ve Hazreti Abdullah b. Mes‘ûd ise âyeti “فخاف ربك” (Rabbin korktu / sakındı) şeklinde okumuşlardır.
Bu kırâatin Hazreti Abdullah b. Mes‘ûd’un mushafında da bulunduğu nakledilmiştir.
“وأما خشينا فمعناه كرهنا، لأن الله لا يخشى”
Ahfeş der ki: “خشينا kelimesinin manası ‘kerih gördük’ şeklindedir; çünkü Allah Teâlâ için ‘korkma’ söz konusu olmaz.”
Bu okuyuş şâz bir kırâattir. (Muhtasar-ı İbn-i Hâleveyh, s. 85, el-Bahrü’l-Muhît, 6/147)
Kurtûbî'nin nakline göre Übey b. Kâ'b'ın kıraatinde:
"فــعلم ربك ..."
"... Rabbin (ezelde) bildi."
Sahih kıraatlerde geçen خشينا "Haşînâ" (korktuk/çekindik) ifadesi yerine ilgili rivayette علم ربك "a'lime Rabbüke" (Rabbin -ezelî ilminde- bildi ki) şeklinde bir ifade kullanılır. Bu, zikredilen "korktuk" ifadesini açıklayan tefsir mahiyetinde bir rivayettir ve on sahih kıraatin hiçbirinde bu şekilde geçmemektedir. Nitekim Mu'cemü'l-Kırâât eserinin müellifi Abdüllatif el-Hatib bu ziyâde için şöyle diyor; "Ben derim ki, kuvvetli kanaatime göre bu kırâat, Allah katındaki haşyetin neyi ifade ettiğini açıklamak amacıyla yapılmış tefsir mahiyetinde bir kırâattir."
Kadim mushaflarda da bu kırâat yer almamaktadır.
4) Londra-Britanya Ktp. Or. 2165
Hâsılı kelâm,
1. Kıraat ilminde "ziyade" (ekleme) veya "tebdil" (değiştirme) içeren rivayetler mevcuttur; ancak mushaf hattına uymayan bu kıraatler genellikle Şâz Kıraat olarak adlandırılır.
2. Hükmü:
Bu tür kıraatler namazda okunmaz ve Kur'an'ın aslından sayılmaz. Sadece ayetin manasını daha iyi anlamak için tefsirlerde "açıklayıcı not" gibi değerlendirilir. On dörtlü tasnif içinde yer alan İbn Muhaysın, Yezîdî, Hasan-ı Basrî ve A‘meş’in kıraatleri ulemânın ittifakı ile şâz olarak adlandırılmıştır. Kur’an’ın aslından olmayıp sahâbe tarafından tefsir maksadıyla âyetlerin arasına yazılan ve bazılarınca Kur’an’dan olduğu zannedilen müdrec kıraatleri de şâz tanımı içinde değerlendirmek gerekir.
3. On Sahih Kıraat (Kıraat-i Aşere):
Bahsi geçtiği üzere on sahih kıraat, Hazreti Osman'ın Radıyallâhu Anh Resmü'l-Mushaf hattına (imlasına) sadık kalmak zorundadır. Bu sebeple bu iki ayette olduğu gibi Mushaf'ta yazılı olmayan bir kelimenin sahih kıraatlerde bulunması mümkün değildir.
Ancak mütevâtir veya meşhur olarak nitelendirilen on kıraat genelde sahih kategorisi içerisine girerse de üç temel şartı taşımayan bir kıraat vechi yedi veya on kıraat imamından da gelse şâz kabul edilir (İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 9-10). Ayrıca yedi veya on kıraatten olmadığı halde sahih kıraatin üç şartını taşıyan kıraatleri sahih kabul etme yönündeki eğilim de güçlüdür. Çünkü bu okuyuşlar reddedildiği takdirde yedi veya onlu sistem içinde yer alan ihtilâfların kabul edilmesi anlamsız hale gelir (İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 9).
والله أعلم بالصواب
سبحانك لا علم لنا إلا ما علمتنا إنك أنت العليم الحكيم


















Yorumlar
Yorum Gönder