Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nitelikli

ADEM-İ KABÛL VE KABUL-Ü ADEM

بسم الله الرحمن الرحيم  ADEM-İ KABÛL, KABUL-Ü ADEMLE KARIŞTIRILMAMALI İnkâr veya küfrün mahiyetiyle ilgili olarak çok düşülen hatalardan biri de, adem-i kabûl, yani sadece kabûl etmeme, inanmama hali ile kabul-ü adem, yani reddetme, inkâr etme, yokluğunu kabûl etme halini birbirine karıştırmaktır. Oysa birincisi, yani meselâ Cenab-ı Allah’ın varlığını, peygamberliği, Âhiret’i, vahyi, Kitab’ı kabûl etmemek, bir ilgilenmeme, bilmeme, kendince güya kesin delil yokluğundan ikna olamadığı için sadece inanmama halidir. Buna eskiden Arapça kaynaklı bir kavram olarak ‘Lâ edriye’, yani ‘Bilmiyorumculuk’ denirdi; günümüzde ise Batı kaynaklı bir kavram olarak Agnosticism denmektedir.  Ek Kabul-ü adem, yani inkâr ise, –hâşâ– Allah yoktur veya birden fazladır, Kitap, vahiy, peygamber, melek, böyle şeyler yoktur diye iddia etmek ise bir hükümdür; bu, delil ve ispat ister.  Ek Bir şeyin yokluğunu ispat mümkün olmadığı gibi, ona delil de gösterilemez. Dolayısıyla, bu şekilde bir inkâr ve...

En Son Yayınlar

ORUÇ VE TAKAT

ÜMMÜ OSMAN

YUNUS SÛRESİ 35. ÂYET

KEHF SÛRESİ'NDE BAZI KIRAAT FARKLILIKLARI

AMENERRESÛLÜ YAZITI

Yaratılışta Kusur Var mıdır?

RAHMÂN KELİMESİ ÜZERİNE