Yaratılışta Kusur Var mıdır?
بسم الله الرحمن الرحيم
YARATILIŞTA KUSUR VAR MIDIR?
Bazı ayetlerde Allah'ın, varlıkları kusursuz yaratmış olması gerektiği anlaşılıyor bu durumda özellikle bazı organları eksik veya fazla olan, vücudunda kendisiyle aynı türde olan canlılardan farklılıklar bulunan canlıların olması buna aykırı mıdır? Konunun iyi anlaşılabilmesi için konuyla ilgili iki ayeti incelemek gerekiyor.
Öncelikle Secde Suresi 7. Ayeti inceleyelim.
Beyzavi âyeti şöyle tefsir etmiştir;
"Allah hikmet ve maslahata uygun olarak her şeye kabiliyetli olduğu şeyi verdi." Yani: Allah, mahlûku hikmetine uygun biçimde, tabiatına ve istidadına elverişli özelliklerle tam bir yaratılış üzere donatmıştır.
Firyabî, İbn-u Ebî Şeybe, İbn-u Cerîr, İbnu’l-Münzir ve İbn-u Ebî Hâtim’in bildirdiğine göre ve (İbn-u Ebi Necîh'in), Mücahid'den rivayetine göre; ‘Yani (Allah) her şeyi sağlam ve mükemmel biçimde yarattı; insanı merkep sûretinde, merkebi de insan sûretinde yaratmadı.’
Bu rivayetten yola çıkarak İmama Kurtûbî şöyle demiştir;
"Bu da yüce Allah'ın: "Rabbimiz, bütün herşeye hilkatini verip sonra da doğru yolu gösterendir" (Tâ-Hâ, 20/50) buyruğuna benzemektedir. Yani yüce Allah insanı hayvan gibi yaratmamıştır. Hayvanı da İnsan gibi yaratmamıştır. Bunun lafız itibariyle umumi olmakla birlikte anlamı itibariyle özel olduğu da söylenmiştir. O, güzel olan herşeyin yaratılışını güzel kılmıştır, demek olur. Bir başka görüşe göre ise bu ifade hem lafız hem mana bakımından umumîdir; yani ‘Allah, yarattığı her şeyi güzel kılmıştır’; öyle ki köpeği bile kendi yaratılışı içinde güzel yapmıştır. Bu sözü İbn Abbâs söylemiştir. Katâde ise şöyle demiştir: ‘Maymunun arka kısmında bile bir güzellik vardır.’"
Nitekim Üstadın şu sözleri de bunu şerheder mahiyettedir;
Herşeyde, hattâ en çirkin görünen şeylerde, hakikî bir hüsün ciheti vardır. Evet kâinattaki herşey, her hâdise ya bizzât güzeldir, ona hüsn-ü bizzât denilir. Veya neticeleri cihetiyle güzeldir ki, ona hüsn-ü bilgayr denilir. Bir kısım hâdiseler var ki, zahirî çirkin, müşevveştir. Fakat o zahirî perde altında gayet parlak güzellikler ve intizamlar var.
(Sözler 231.sh - Risale-i Nur)
Mutlak çirkinlik yoktur. İnsan nazarına çirkin görünen şeyler bile, ya zatında ya neticesinde ilâhî bir güzellik taşır.
Nesefî'ye göre ise:
ويحتمل هذا الوجه وجهًا آخر، وهو أن قوله: (أَحْسَنَ كُلَّ شَيْءٍ خَلَقَهُ)، أي: أعلم كل شيء من خلقه: ما به مصالحهم وفسادهم، وما يؤتى وما يتقى.
“Bu yorumun başka bir ihtimali daha vardır: Şöyle ki, ‘(Allah) yarattığı her şeyi güzel yaptı’ sözüyle kastedilen; Allah’ın, yarattıklarından her birine, onların maslahat ve mefsedetlerini, yani kendileri için faydalı ve zararlı olan şeyleri; yapılması gerekenleri ve sakınılması gerekenleri bildirmiş olmasıdır.” (Te'vilâtu'l-Kur'ân Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî es-Semerkandî)
İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri Rûh-ul Beyan isimli tefsirinde bu ayet hakkında şöyle diyor:
Üstad Hazretleride İsmail Hakkı Bursevî Hazretleri gibi ayetin bütün varlıkları ve hadiseleri kapsadığını esas alarak şöyle izah getirmiş:
Ayrıca Üstad Hazretleri meselenin farklı bir yönünden de şöyle bahsetmiştir:
Kur'an-ı Hakîm ile felsefe ulûmunun mahsul-ü hikmetlerini, ders-i ibretlerini, derece-i ilimlerini müvazene etmek istersen; şu gelecek sözlere dikkat et!
(Sözler - Risale-i Nur)
Meseleye temas eden diğer bir ayette Mülk Suresi 3. Ayettir.
Mefatih-ül Gayb Tefsirinde şöyle denmektedir:
"Bil ki, bu ayetle Allah’ın ilminin mükemmel oluşu hususunda yapılan istidlalin şekli şudur: His (duyu) organları, yedi kat göğün çok sağlam ve muhkem bir biçimde yaratılmış nesneler olduğunu göstermektedir. Fiili ve işi bu denli sapasağlam olan bir failin, mutlaka, ama mutlaka âlim olması gerekir.
Böylece bu durum, Cenâb-ı Hakk’ın, bütün malumatın âlimi olduğuna delalet ederken, O’nun, “Rahmanın yaratışında, hiçbir nizamsızlık göremezsin...” ayeti de, o semâvâtın sapasağlam olduğuna bir işarettir." (Fahreddin Râzî)
Müfessirlerin bir kısmı, kusursuzluktan söz eden bu âyetlerde kastedilenin yalnızca gökler olduğu da söylenmiştir. Yani sen göklerin yaratılmasında bir kusur göremezsin.
Netice olarak bu ayetlerde geçen kusursuzluk canlıların kendi türlerindeki kusursuzluk olup her bir ferdin kusursuzluğu değildir. Yani bir tür olarak “insan” fiziksel, biyolojik, ruhî özellikleriyle kusursuzdur. Ama her bir insan ferdi için bu söylenemez. İnsan fertleri içinde fiziksel, biyolojik yahut ruhî özellikleri kusurlu olanlar bulunabilir. Aynı şeyi diğer canlı türleri için de söyleyebiliriz. Böyle kusur olarak algılanan durumlar Allah'ın yaratması yönüyle değil insanların algılamaları yönüyledir. Diğer yandan bizim kusur, eksiklik ve çirkinlik gibi gördüğümüz şeyler yaratılanlara nispetle olup Yaratıcıya veya yaratma fiiline ait değildir. Yaratıcının bu şekilde yaratmasında bizim bilmediğimiz nice hikmetler olduğundan O’nun açısından kusursuzluk söz konusu olduğu halde bizim açımızdan bir kusurluluk durumu söz konusudur. Allah’ın gülün altında diken yaratması O’nun sanatı açısından kusursuzdur. Biz ise dikenin elimize batmasından hareketle bunu bir kusur gibi görüyoruz. Oysa dikenin yaratılmasının bizim bilemediğimiz nice hikmetleri vardır.
والله أعلم بالصواب
سبحانك لا علم لنا إلا ما علمتنا إنك أنت العليم الحكيم














Yorumlar
Yorum Gönder