el-MÜSNED VE BAZI HADİS ISTILÂHLARI
بسم الله الرحمن الرحيم
el-MÜSNED VE BAZI HADİS ISTILÂHLARI
Müsned kelimesi “muttasıl bir senedle Resûlullah'a ﷺ ulaşan hadis” mânasına gelir. En yaygın kullanımdan başlamak üzere hadis edebiyatında müsned, “her bir sahâbînin ya da sonraki bir şahsın rivayet ettiği hadisleri sıhhat derecesine veya konularına bakılmaksızın onların adı altında bir araya getiren kitap” anlamında “ale’r-ricâl” tasnif sisteminin bir türüdür.
el-MÜSNED ise
المسند
Müsned türü hadis kitaplarının Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) tarafından tasnif edilen ve günümüze kadar gelen en geniş örneğidir.
Şimdi başta paylaşılan görselde geçen hadis ıstılâhlarına gelecek olursak;
سماع
Semâ: Hocanın ezberden veya yazılı bir metinden rivâyet ettiği hadisi, öğrencinin bizzat hocasının ağzından işitmesidir.
Böylece, şartlarını haiz mütehassıs bir hocanın ağzından hadis duymak
سماع
(semâ'), hadisi öğrenim yollarının en üstünü sayılır. Bu durum rivâyet sırasında,
حدثنا فلان
"haddesenâ fülân (bize anlattı),
أخبرنا
ahberenâ veya
أنبأنا
enbeenâ fülân (...bize haber verdi)" veya
سمعت فلاناً يقول
"semi'tü fülanen yekûlü (...şöyle söylerken işittim)" vb. terimlerle belirtilir.
العرض
Genel olarak hadislerin karşılaştırılması ve hocanın onayına sunulması anlamında bir terimdir. Talebenin, hocasının huzurunda onun rivayet ettiği hadisleri okuması anlamında da kullanılır.
عرض السماع
“Arzu’s-semâ‘” ve
عرض القراءة
“arzu’l-kırâat” da denilen bu usulle talebe okuduğu hadisleri hocadan alıp öğrenmiş olur.
VİCÂDE ise
الوجادة
Hadis alma yollarından biridir. Vicâde kelimesi hadis terimi olarak “bir râvinin bizzat ulaşamadığı yahut ulaşmış olsa da kendisinden hadis semâ' etmediği, ayrıca icâzet vb. yetkiler de almadığı bir hocanın hattıyla yazılmış hadislerin kaydedildiği metinleri bulması veya bunları satın alma gibi yollarla elde etmesi” demektir. Râvinin, kendisinden hadis semâ' ettiği bir hocaya ait olup ondan bizzat duymadığı hadislerin bulunduğu metinlere ulaşması da vicâde kapsamına girer. Vicâdenin ilk örnekleri sahâbe devrine kadar gider. Abdullah b. Ömer, Hazreti Ömer’den işitmediği halde onun kılıcının kabzasında bulduğu zekâtla ilgili bir metni vicâde yoluyla rivayet etmiş (Hatîb el-Bağdâdî, s. 353-354), aynı metni daha sonraları İmam Mâlik de vicâde yoluyla aktarmıştır (el-Muvaṭṭaʾ, “Zekât”, 23).
Son olarak İmam Ahmed b. Hanbel'in Radıyallahu Anh,
Muhammed b. Muhammed b. Abbâs b. Ca'vân el-Ensâri en-Nahvî tarafından okunan el-Müsned'inin hicrî 679 yılının Zi'l-Kade ayında başlanıp 690 yılının Cemâdi'l-Ûlâ ayında biten semâ' kaydının, 10 Rebîülâhir 654’te (7 Mayıs 1256) Halep civarında doğan, Hadis hâfızı, el-MİZZÎ, Yûsuf b. Abdurrahman
يوسف بن عبد الرحمن المزّي
Ebü’l-Haccâc Cemâlüddîn Yûsuf b. Abdirrahmân b. Yûsuf el-Mizzî (ö. 742/1341) tarafından 40 kişinin isminin kaydedilerek yazıldığı tabaka-i celilesini paylaşalım.
Semâ‘ meclisinde bulunanların sayısı semâ‘ kayıtlarına göre çeşitlilik arzeder. Bu sayı bazen iki kişi olabildiği gibi bazen de her bir tabakadan 80’er kişiye ulaşabilir.
Müsned-i aşereden müsned-i nisa'ya kadar yazılmış olan bu yazmanın dikkat çekici bir yanı da semâ' meclisinde İbn-i Teymiyye'nin de yer alıyor olması.
Nitekim Mizzî yaşadığı dönemin üç önemli şahsiyeti olan Takıyyüddin b. Teymiyye, Birzâlî ve Zehebî ile yakın temasta bulunup kendilerinden faydalanmış, onlar da Mizzî’nin hadis bilgisinden istifade etmişler.








Yorumlar
Yorum Gönder